UDER ile AİÇÜ Arasında İş Birliği Protokolü İmzalandı

Ulusal Çocuk Hakları Derneği (UDER) ile Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi arasında, çocuk haklarının korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla iş birliği protokolü imzalanmıştır.

Söz konusu protokol, Prof. Dr. İlhami Gülçin ile UDER Başkanı Yusuf Yıldırım tarafından imza altına alınmıştır. Protokol ile birlikte; çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güçlendirilmesini esas alan, bilimsel ve hak temelli çalışmaların yürütülmesi hedeflenmektedir.

İş birliği kapsamında; akademik bilgi birikimi ile sivil toplum deneyiminin bir araya getirilmesi suretiyle eğitim programları, bilimsel araştırmalar, saha uygulamaları ve sosyal sorumluluk projeleri geliştirilecektir. Bu çalışmalar aracılığıyla, özellikle dezavantajlı çocukların haklara erişiminin güçlendirilmesi, çocuk hakları alanında farkındalığın artırılması ve nitelikli insan kaynağının desteklenmesi amaçlanmaktadır.

UDER olarak, çocuk haklarının korunmasının yalnızca bir sosyal sorumluluk değil, aynı zamanda temel bir insan hakkı meselesi olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, üniversitelerle kurulan iş birliklerini; bilimsel üretimi destekleyen, hak temelli politikaların gelişimine katkı sunan ve sahada somut etki yaratan önemli adımlar olarak değerlendiriyoruz.

Gerçekleştirilen bu iş birliğinin, çocuk hakları alanında sürdürülebilir ve ölçülebilir çıktılar üreteceğine inanıyor; başta Prof. Dr. İlhami Gülçin olmak üzere emeği geçen üniversite yönetimine teşekkür ediyoruz.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta Okullarda Yaşanan Silahlı Saldırılar Sonrası Açıklama

Ulusal Çocuk Hakları Derneği (UDER) olarak altını çiziyoruz:

Bu mesele, çocukların yaşam hakkı ve şiddetten korunma hakkı ile doğrudan ilgilidir ve çok daha geniş bir zeminde ele alınmalıdır.

Çocuklar;

şiddetin normalleştirildiği bir dilin içinde büyüyor, istismar ve şiddet faillerinin yeterince cezalandırılmadığı bir düzende korunmasız bırakılıyor, medyada, dizilerde ve haberlerde sürekli yeniden üretilen bir şiddet kültürüyle karşı karşıya kalıyor.

Şiddetin bu kadar görünür, yaygın ve çoğu zaman cezasız kaldığı bir ortamda, yaşananları yalnızca güvenlik açığı” olarak tarif etmek gerçeği eksik brakır.

Tartışmayı doğru yerde kurmak zorundayız:

Şiddeti üreten ve meşrulaştıran dil sorgulanmadan,

• Cezasızlık politikalarıyla yüzleşilmeden

• Çocukları bütüncül koruyan mekanizmalar güçlendirilmeden,

benzer ihlallerin önüne geçmek mümkün değildir.

Çocukların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Şiddetin değil, çocukların korunmasının esas alındığı bir yaklaşım acil bir zorunluluktur.

Ulusal Çocuk Hakları Derneği (UDER)